1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Güncel
  4. Bir şehrin hafızası: Tuzakoğlu’ndan Meslek Fabrikası’na

Bir şehrin hafızası: Tuzakoğlu’ndan Meslek Fabrikası’na

İzmir’in kalbi Halkapınar’da, önünden her gün binlerce insanın geçtiği o görkemli taş bina... Bugün kapısında "Meslek Fabrikası" yazıyor. Ancak o yüksek tavanların ve devasa pencerelerin ardında; 1908’den bugüne süzülen bir dram, bir zafer ve tarafların kılıçları çektiği büyük bir mülkiyet savaşı gizli.

  • | Son Güncelleme:
  • | Egeli Gazete

İzmir’in kalbi Halkapınar’da, önünden her gün binlerce insanın geçtiği o görkemli taş bina... Bugün kapısında "Meslek Fabrikası" yazıyor. Ancak o yüksek tavanların ve devasa pencerelerin ardında; 1908’den bugüne süzülen bir dram, bir zafer ve tarafların kılıçları çektiği büyük bir mülkiyet savaşı gizli.Bir şehrin hafızası: Tuzakoğlu’ndan Mesle

9 Eylül’ün Kanlı Sabahı ve Millileşme Ruhu

Hikâye, 1908’de Rum Tuzakoğlu ailesinin buharlı un değirmeni kurmasıyla başladı. 9 Eylül 1922 sabahı, şehre giren Türk süvarilerine bu fabrikadan ateş açıldı; üç vatan evladı orada şehit düştü. "Halkapınar Baskını" sonrası sahipsiz kalan bu yapı, 1926 yılında bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla, yabancı imtiyazların sona erdirilmesi vizyonuyla belediye tarafından bedeli ödenerek kamulaştırıldı.

ESHOT: Yabancı Ortaklıktan Milli Gurura

Bu bina, Cumhuriyet döneminde İzmir’in modernleşme hamlelerinin tam merkezinde yer aldı. Özellikle 27 Temmuz 1943 tarihinde kurulan ESHOT (Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs ve Troleybüs) Genel Müdürlüğü ile fabrikanın kaderi iç içe geçti.

Yapılan araştırmalar, sanılanın aksine ESHOT’un kuruluşunda herhangi bir yabancı ortak olmadığını, aksine bir "millileştirme destanı" olduğunu kanıtlıyor. ESHOT; Belçika sermayeli elektrik, İngiliz ve Fransız sermayeli havagazı ve su şirketlerinin imtiyazlarının satın alınarak tasfiye edilmesiyle, %100 yerel ve milli bir yapı olarak doğmuştur. Tuzakoğlu Fabrikası da ESHOT’un bu devasa "hizmet adası"nın lojistik bir parçası olarak yıllarca İzmir halkına hizmet vermiştir.

İki Kararlı Cephe: Yerel Hafıza mı, Vakıf Hukuku mu?

Gelinen noktada bu anıtsal yapı, artık sadece mimari bir miras değil, iki büyük idarenin hukuki güç gösterisine dönüştü. Bu mücadeleyi, yabancı imtiyazları kovup bu mülkleri halkın emrine veren İzmir iradesi mi kazanacak, yoksa "vakıf hukukunu" sonuna kadar savunmaya kararlı merkezi yönetimi temsil eden Vakıflar Genel Müdürlüğü mü?

1. İzmir Büyükşehir Belediyesi: Yapının 1926 Kararnamesi ile satın alındığını ve 2007’de tüm vakıf şerhlerinin bedeli ödenerek temizlendiğini savunuyor. Burayı İzmir’in tapulu malı ve cumhuriyet mirası olarak görüyor.

2. Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM): 5737 sayılı kanunun 30. maddesine dayanarak, mülkiyetin "rücu" yoluyla vakfa tescilini istiyor ve vakıf hukukunu her türlü ticari işlemin üzerinde tutuyor.

 

 

Sonuç: Kimin Haklılığı Tescillenecek?

Bir yanda bugün "Meslek Fabrikası" adıyla binlerce gence umut olan, kentin ulaşım ve enerji tarihini iliklerinde hisseden bir belediye; diğer yanda ecdat vasiyetini tescil etmekte kararlı bir merkezi irade...

Tuzakoğlu Un Fabrikası, artık sadece taştan bir bina değil; İzmir’in mi yoksa merkezi yönetimin mi tezlerinin galip geleceğini belirleyecek bir "hukuk laboratuvarı"dır. 1926 tarihli Atatürk imzası mı, yoksa 2008 tarihli Vakıflar Kanunu mu bu tarihi yapının geleceğini tayin edecek? Bu sorunun cevabı, Türkiye’deki yerel ve merkezi yönetim dengesinin de yeni bir vesikası olacaktır.

Analiz: 1943'te yabancı şirketleri tazminat ödeyerek kovan ESHOT ruhu, bugün kendi mülkünde "işgalci" konumuna düşürülmeye çalışılmaktadır. Hukuk, sadece kanun maddesi değil, aynı zamanda şehrin tarihsel hakkıdır.

 

 

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz