Tejo Nehri kıyısında bir gezinti

Narin Güran cinayeti, Yenidoğan çetesi haberleri, bir türlü anlamlandırmadığımız siyasi polemikleri, adalet arayışlarını, içimizi yakan Türkiye gündemini bir süre ardımızda bırakmak için Portekiz ziyareti iyi bir fırsattı.

 

Amacımız turistik bir gezi değildi, tamamen eğitimle ilgiliydi.

 

Yine de kapkara haberlerle insanlığı törpülenen, yüreği nasırlaşan birçok sürücünün “hakkını aramak ve başkasının hakkına çökmek” arasında seçim yaparken savaş alanına dönüştürdüğü trafikten çıkmak bile iyi gelebilirdi.

 

Bir ülkenin trafik işleyişi oradaki toplumsal yaşam hakkında fikir verebilir.

 

“Gücü gücüne yetene” tabir edilen bir düzen mi hakim? Saygısızlık, küfürleşme mi var? Kusurlu cezalandırılıyor mu, cezalar caydırıcı mı gibi soruların cevabını caddelerde, sokak aralarında, otoparklarda, trafik lambalarının, yaya geçitlerinin yakınlarında görebilirsiniz.

 

Çok güzel sahillere, binlerce yıllık antik kentlere, paha biçilemez zenginliklere sahip topraklarda yaşıyoruz. Bu bir gerçek ama o sahillere, kentlere, zenginliklere varmak için deprem, yangın gibi travmatik haberlerle sıkça sarsılan bir toplumun gerçekleriyle ve onun hezeyanlarını yansıtan trafikle cebelleşmek zorundayız.

 

Giriş uzun oldu. Aslında bir başka kültürü tanıma şansı bile gezmek için harika bir sebep.

 

Küresel Barış Endeksinin anlattıkları

 

İzmir’den Lizbon’a uçak yolculuğu 4 saat 20 dakika. Küresel Barış Endeksi’ndeki mesafesi ise çok daha fazla. Yani, dünyanın barış sıralamasında “çok yüksek” puana sahip Portekiz 7. sıradayken Türkiye “düşük” bir puana sahip ve Gabon, Cibuti, Zimbabve, Uganda, İran, Lübnan, Çad, Eritre, Kamerun’un bile gerisinde tam 139. sırada.

 

Peki nedir bu Küresel Barış Endeksi?

 

Avusturalya merkezli Ekonomi ve Barış Enstitüsü’nün bir çalışması olan Küresel Barış Endeksi ülkelerin ve bölgelerin göreli barışçıl konumunu ölçen bir girişim.

 

Toplumdaki güvenlik, güvenlik düzeyi, ulusal ve uluslararası çatışmanın boyutu ve militarizasyon derecesi gibi temaları kullanarak küresel barış sıralaması ölçülüyor. Faktörlerini ise ülke içindeki şiddet ve suç seviyeleri, ülke içindeki ve dışındaki askeri harcamalar ve savaşlar oluşturuyor.

 

Herhangi bir sebeple Portekiz’e yolu düşenlerin bu kriterleri bilimsel olarak ölçme şansı yok elbette.

 

Bu barışçıl ve saygılı tutumu trafikte gözlemleyebilirsiniz ama. Adımınızı attığınız anda sürücülerin size 10 metre kala araçlarını durdurmaları ilginç bir deneyim oldu. Yine de korkudan son derece hızlı ve çevik adımlarla geçtik birçok kez yolun karşısına. Maazallah alışırız Türkiye’ye döndüğümüzde bir arabanın altında can veririz diye.

 

Binlerce yıllık Endülüs tarihinin mirası ve günümüz göçmenlerinin oluşturduğu siyahiler ile Avrupa kökenli beyazların huzur içinde yaşadığını gözlemlemek de barışçıl bir toplum adına umut vericiydi.

 

Girişte yer alan menülerdeki fiyatları bilerek ve kazıklanmayacağına güvenerek bir restorana adım atmak da güven duygumuzu yeniledi.

 

Örnekler çok, sebep belli. İnsanı önceleyen kurallar ve yaptırımlarının caydırıcılığı, düzenin istikrarı, kişiye özel uygulanmaması. Sosyoekonomik nedenler de önemli elbette. Hal böyle olunca, başkasının hayatına saygılı ve barışçıl bir yaşam düzeni çıkıyor ortaya.

 

EU Porto 2024 verilerine göre, Portekiz’deki suç oranları son derece düşük. Güvenlik konusu Portekiz İçişleri Bakanlığı, Portekiz Adalet Bakanlığı, Portekiz Denizcilik Otorite Sistemi, Portekiz Ekonomik ve Gıda Güvenliği Otoritesi ve Portekiz Cumhuriyeti Bilgi Sistemi gibi bir dizi devlet kurumu tarafından yürütülüyor. Pandemiye rağmen dünyada son 30 yılın en düşük suç oranlarına sahip. Öyle ki başkent Lizbon en güvenli şehirler sıralamasında kişisel güvenlik kriteri bazında 76.9 puanla dünya dokuzuncusu.

 

Tejo Nehri kıyısında Türkiye meselelerini düşünmek

 

O sakin, dingin Lizbon’un ünlü simgelerinden biri de Tejo Nehri.

 

Ben bu yıl 6 Şubat’ta o nehrin kıyısında yürüdüm. Nehrin bulanık sularını seyrederken 2 yıl önce Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden binlerce insanımızı hatırladım. Evimden 5 bin kilometre uzakta memleketin acısını yüreğimde taşıdım. O acıya neden olan kuralsızlığı, insanı değersizleştiren yaklaşımları, sebeplerini hatırladım.

 

Yolun karşısında geçmek için hareket ettiğimde sürücüler araçlarını yine durdurdu. Hızlı adımlarla ünlü Praço de Comercio Meydanı’na ulaştık. Meydanı bütünleyen anıtı gördük, 1 Kasım 1755’te Lizbon’u yerle bir eden Atlantik Okyanusu merkezli deprem anısına dikilmiş bir görkemli yapıt. Feci depremden sonra hemen bir yasa çıkarılmış, güvensiz yapılaşma da yasaklanmıştı. Şehrin birçok yeri de depremin acı yüzünü unutturmayacak simgelerle donatılmıştı.

 

Sözün özü, gündelik yaşamın trafik gibi birçok alanını düzenleyen kuralları aslında çok daha köklü, bilimsel ve insan odaklı bir sistematiğe dayanıyordu.

 

Portekiz’de başka ne var?

 

Portekiz’in Dünya Mirası başka değerlerinden söz etmek mümkün, Belem Kulesi ve Jeronimos Manastırı gibi…

Farklı lezzetleri de var yerel adıyla Bachalau, Morino balığı yani… Bir de ünlü tatlıları Nata…

 

Yeni yerleri gezmek, görmek insanın ufkunu açar mutlaka. Önemlidir şüphesiz…

 

Ama Göbeklitepe, Efes, Bergama, Truva, Ani Harabeleri, Olympos gibi binlerce yıllık tarihi kucaklayan, paha biçilemez doğal güzelliklere sahip topraklardan gelenler bizler için dünyanın herhangi bir başka coğrafyasını muhteşem bulmak hiç kolay değil, gerçekçi de değil.

 

Asıl mesele belki de kendi güzelliklerimize barış içinde ulaşabilmekte…

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz