Tugay: İZBAN’a binişler Metro ve otobüs ücretleriyle eşitlenecek, öğrencilere daha da ucuz olacak
Egeli Gazete TV yayınına katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay önemli açıklamalar yaptı. Tugay, “ “Bu yayın aracılığıyla söylemiş olayım. Önümüzdeki ilk meclise İZBAN fiyatlarını geriye çekme yönünde bir önerge gelecek. Muhtemelen aynı mecliste de çıkaracağız o kararı. Normal diğer toplu ulaşım sistemindeki eşdeğer bir rakama dönecek. Yani kilometre başına bir ücret belirleniyor orada. Ondan dolayı yüksek. Aşağı yukarı hatta galiba öğrencilerde daha da uygun fiyatlı olacak.” dedi.
- | Son Güncelleme:
- | Egeli Gazete
EGELİ GAZETE- Egeli Gazete TV yayınına katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay önemli açıklamalar yaptı. Tugay, “ “Bu yayın aracılığıyla söylemiş olayım. Önümüzdeki ilk meclise İZBAN fiyatlarını geriye çekme yönünde bir önerge gelecek. Muhtemelen aynı mecliste de çıkaracağız o kararı. Normal diğer toplu ulaşım sistemindeki eşdeğer bir rakama dönecek. Yani kilometre başına bir ücret belirleniyor orada. Ondan dolayı yüksek. Aşağı yukarı hatta galiba öğrencilerde daha da uygun fiyatlı olacak.” dedi.
-İzmir’de 2026 yılı başında su fiyatlarına zam yapılmayacağı konusunda karar aldınız. Zam yapmama kararı ne zamana kadar devam edecek? Ulaşım ve diğer konularda da diğer kentlere göre indirim düşünüyor musunuz?
Şimdi şöyle yani tabii bütçemizin kaldırabilme imkanı olsa hiçbir şeye zam yapmamak hatta mümkünse diğerlerinden de indirim yapmak da isteriz. Sonuçta ülkenin genel enflasyonuna bağlı. Yani giderler kimi zaman elektrik parasından, kimi zaman vergiden, kimi zaman yakıt parasından vesaire, personel ücretlerinden filan bunlardan dolayı yükseliyor. Dolayısıyla bunlar ister istemez hizmetlerin fiyatlarına yansıyor. Su ücretinin yüksekliği ile ilgili çokça şikâyet vardı biliyorsunuz. Şu günlerde o kadar yok. O nedenle hep aklımda olan şey yani mümkün olduğunca baskılayalım su fiyatını. Ocak'ta zam yapmama kararı aldık. İşte İZSU'nun pek çok yatırımı var. Yani maalesef dışarıdan bulduğumuz dış kaynaklara da onay vermiyorlar. Keşke verseler o zaman çok daha iyi şeyler de yapabiliriz. Yani fiyat olarak şey indirim vesaire o anlamda söylüyorum. Ama bugün kendi yağıyla kavrulan bir kurum durumunda İZSU. Yani dışarıdan hiçbir şey yok, desteği yok.
Bu yayın aracılığıyla söylemiş olayım. Önümüzdeki ilk meclise İZBAN fiyatlarını biraz geriye çekme yönünde bir önerge gelecek. Muhtemelen aynı mecliste de çıkaracağız o kararı.
-İndirim ne kadar olacağı belli mi?
Yani normal diğer toplu ulaşım sistemindeki eşdeğer bir rakama dönecek. Yani kilometre başına bir ücret belirleniyor orada. Ondan dolayı yüksek.
-Yani metroyla otobüsle bir biniş aynı mı olacak İZBAN’da da?
-Evet. Aşağı yukarı hatta galiba öğrencilerde daha da uygun fiyatlı olacak.
İZBAN %50 %50 ortaklı demir yolları ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne ait. Fakat yönetim genellikle hep Devlet Demir Yolları tarafınca yürütülüyor. Onun ötesinde Devlet Demir Yolları İZBAN'dan çok yüksek hat kullanım bedeli alıyor. Yine zam yaptı. Biz o zama itiraz ediyoruz. Dava da açmayı düşünüyoruz eğer kabul edilmezse itirazımız. Çünkü bu çok büyük haksızlık. Yani Devlet Demiryolları burada tek taraflı olarak işin bütün yükünü belediyenin üzerine yıkmış durumda. 90 dakikayı yapın ama siz ödeyin diyorlar. İşte bir taraftan ben istediğim kadar senden ray bedeli alırım. O ne istiyorsa ama yani öyle bir şey ki ben göreve geldiğimde %300 zam yapmışlardı, %300. O dönemki yönetimi biraz ağır bir şekilde eleştirdim.
Bizim Büyükşehir Belediyesi'nden yönetim kurulunda olan kişiler ya dedim siz böyle bir şeye nasıl evet dediniz? Türkiye'de niye %300 bir defa da zam yapıldı da buna yapılıyor? İZBAN’ın bir ana sözleşmesi var. O ana sözleşmesine aykırı gidiyor işler. Hat kirasında, cezalarda, ondan sonra kataner ücretlerinde vesaire bilet fiyatlaması Ana sözleşmeye aykırı gidiyor. Buradan bir hukuki dayanağımız var. O dayanakla hem itirazımızı yapacağız hem de dava açacağız eğer itirazımız kabul edilmezse. Yani Bunlar kabul edilse fiyatlara da yansıyacak bu tabii. Ben başından beri bir şey söylüyorum. Yani İZBAN'ın yapısı böyle devam ettikçe bu konu çözülmeyecek, bitmeyecek yani. Bitmesinin tek bir yolu var. Ya biz alacağız İZBAN'ı tamamen bize verecekler ama rayları da bize verecekler yani. Ya da biz onlara hissemizi vereceğiz.
İZMİR’İN PARASINI TCDD’YE İSTİYORLAR
Yani ya Devlet Demir Yolları işletecek ki bu Banliyo hattını. Geçenlerde işte okudum bize hani şey söylenmedi, bilgi verilmedi ama duydum öyle bir niyet var herhâlde. İZBAN'ı Manisa'ya kadar uzatalım diyorlar. Ne kadar güzel olur. Çok güzel ama Manisa'ya kadar uzayan bir İzban'ı Büyükşehir Belediyesi yapamaz. Yani böyle bir yönetim de gösteremez. Bu Devlet Demir Yolları'nın işidir ancak. Bunun benzeri modellerin hepsini de Devlet Demir Yolları yönetiyor. Mesela Marmara'yı Devlet Demir Yolları işletiyor. Antep'te Gaziray var. Ankara'da Ankaray var. Bunların hepsinde Devlet Demir Yolları orayı yapan ya da işleten kurum. Yani galiba Antep'te Büyükşehir Belediyesi işletiyordu. Devlet Demir Yolları imal etmişti. Şimdi Antep veriyormuş Devlet Demir Yolları'na. Biz işletmeyelim siz işletin diye. Yani şimdi bir hat var. O hattın sahibi Devlet Demiryolları ve o hatta Devlet Demiryolları'nın başka trenleri de çalışıyor. Yük trenleri çalışıyor, yolcu trenleri Çalışıyor. Yani oranın sahibi onlar. Size de diyorlar ki burayı İzban kullansın. Ama tamamen kendileri düzenliyorlar ve işte dediğim gibi anormal ray ücretleri alıyorlar. Yani bu tamamen İzmir halkının üzerinde. Yani belediyenin parası İzmir halkının parası.
Yani belediyenin parasını burada biz Devlet Demir Yolları'na verdiğimiz zaman İzmir'in parasını Devlet Demir Yolları'na vermiş oluyoruz. Ama biz ne istiyoruz? Bunu mesela metro yapalım. Başka ulaşım hatları kullanalım, kuralım. Yeni tramvaylar yapalım. İşte yeni nesil troleybüsler istiyoruz. Onları yapalım. Yani burayı da Devlet Demir Yolları işletsin.
BELEDİYE HALKA VE ÇALIŞANLARA AİT BİR KURUM
-İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarının alacaklarının ödenmesi konusundaki sıkıntı devam ediyor mu? Geçen hafta yine belediye önünde eylem vardı. Önceki dönemden itibaren başlayan bir sıkıntı var. Bu konuda kalıcı bir çözüm var mı?
Toplu iş sözleşmesi farkları denen bir şey var. Bu en son yaptığımız toplu iş sözleşmesi ocak ayından itibaren geçerliydi ama biz daha temmuz ayında anlaşmaya varabildik. Dolayısıyla o aradaki kalan aylar içinde geriye dönük fark oluştu. Onların ödemesi var. Yani o işte 6 aylık galiba fark toplamda 1.700.000.000.000 lira. Biz bunu 4'e böldük. Onları ödüyoruz. Ama işte ayın başında değil de sonunda ödeyebiliyoruz mesela. Gecikmeler oluyor. Bunun gibi işte eğitim yardımı gibi birkaç ödemede yine gecikmeler var. Ama almaları gereken paranın yüzde 90-95'ini düzenli olarak alıyor bu arkadaşlarımız. Yani zaten çalışanlarda bir şey yok. Öyle bir ses duymuyoruz onlardan biz.Yani ben hiçbirinden bir ses duymuyorum ama sendikalarda biraz illa bu konuda kıpırdanalım, işte eylem yapalım, bilmem ne yapalım falan var.
-Bugün bir toplantı yaptınız sendikacılarla. Bu toplantıdan sonuç çıktı mı?
Genel iş genel başkanı geldi ve şube başkanlarıyla beraber. Yani bazı şeylerin neden yaşandığını bir daha bir daha anlattık. Burada şunu söyledik yani bu kurum öncelikle İzmir halkına ait bir kurum. Burada çalışanlara ait bir kurum. Yani ben patron değilim. Geçici olarak başkanlık yapan, halk adına bu görevi yapan bir insanım. Dolayısıyla ne yapıyorsak biz bunu önce halk adına sonra da çalışanlar adına yapıyoruz. Bu kurumun sürdürülebilirliği, bu kurumun dengeli bir şekilde yönetilmesi önce İzmir halkının ama sonra aynı zamanda belediye çalışanlarının da ihtiyacı olan bir şey. Tabii. Ben kötü bir yönetim göstermediğime %100 eminim. Fakat içinde bulunduğumuz şartlar maalesef çok olumsuz. Bir tanesi ülkenin genel ekonomisi, ülkedeki genel tablo çok kötü ve bu bize yansıyor. Yani giderlerin maliyetleri artıyor, gelirler artmıyor.
SİYASİ BİR BASKI DA VAR
Buna karşılık bir tür işte siyasi bir baskı da var yani. Olmayan bir şeyi son bir yıldır işte uyguluyorlar. Yani şirketlerin borcunu belediyenin parasından kesiyorlar mesela. Yani böyle bir uygulama var ocaktan beri.
-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Türkiye’nin en borçlu belediyesinin hala İzmir Büyükşehir Belediyesi olduğunu açıkladı. Bu borçlar azalmıyor mu?
İzmir Büyükşehir Belediyesi en büyük borçlu gözüküyor SGK'ya. Çünkü İzmir Büyükşehir Belediyesi çok fazla sayıda çalışanı olan ve 2021 yılından beri sarkmış borçları olan bir belediye. İşte bir diğer olumsuzluğumuz da o. Çalışan sayımızla ilgili ve geçmişten gelen borçlarla ilgili bir yükümüz var. Bunları eritmeye ve düzene sokmaya çalışıyoruz. Bu arada açıkçası hiç tahammül edemediğimiz şey şu. Yani bütün bu olumsuzluklara rağmen çalışma alanında müsrif davranan, belediyeye zararı sokan, ne bileyim kendi çalışma disiplini ile ilgili hiçbir kurala uymayan, işte bugün gazetelere yansımış diye söyleyeceğim. 6 ayda böyle 22 kez rapor alan insan var yani. 6 ayda. 6 ay içerisinde ve nasıl becermişse her cuma ve her pazartesi hasta. 22 raporda 27 gün izin kullanmış mesela. Yani burada bir usulsüzlük olduğu çok belli. Bunların hepsi suistimaller. Bunlar maalesef bazı insanlar için kötü alışkanlıklar.
Burası benim özel şirketim olsaydı, insanların maaşlarını ben cebimden veriyor olsaydım şunu diyebilirdim. Ya parasını ben veriyorum. Kimse karışamaz ama parasını halkın bütçesinden veriyoruz. O yüzden buna izin veremem. Yani o bana ait bir para Biz de değil.
HAVUZ SİSTEMİNİ ATIL KAPASİTEYİ İŞTEN ÇIKARMAMAK İÇİN UYGLUYORUZ
- Bir havuz sisteminden bahsediliyor. Havuza gönderilen çalışanların aylarca maaş alamadığı iddiası var. Bu uygulama nedir? Neden böyle bir uygulamaya gerek duyuyorsunuz?
Bazı konumlarda ihtiyaç fazlası. Gerçekten hani özellikle bürolarda, özellikle bazı alanlarda diyeyim. Gerçekten yani bize orada Sayısal olarak o kadar fazlalığın hiçbir yararının olamadığı durumlar var. O durumlarda bir değerlendirmeyle bazı çalışanlarımızı aslında işten çıkarmamız gerekiyor. Ama bir taraftan işten çıkarmak istemiyoruz. Çünkü mağdur etmeyelim istiyoruz insanları. Ama gereksiz yere maaş vermek, ücret vermek de doğru değil. Bu arada ne diyoruz? İşte bazı yeni tesisler açıyoruz. Bazen yeni personel ihtiyacı oluyor. Yani gerçekten inanın çözüm üretmeye çalışıyoruz.
Yani bu havuz sistemi denen şeyi sistemi istediğimiz için çok memnun olduğumuz için değil bir yerde mecbur kaldığımız için. Yani iki seçenek var. Ya o insanı işten çıkaracağız ya da diyeceğiz ki lütfen siz burada birkaç ay ücretsizinde durun. Biz bu arada size yeni bir çalışma alanı çıktıkça sizi işe alacağız. Yani tekrar başka bir pozisyonda görev vereceğiz Bunu böyle bilinçli ve art niyetli bir şeymiş gibi anlatanlar oluyor. Yani onlar kendileri art niyetli diye düşünüyorum.
-Bir taraftan işte bu tür sıkıntılar var. Bir taraftan da çok sayıda işçi, çalışan aldığınız yönünde iddialar var? Bu konuda neler söylersiniz?
Biz görevi devraldığımızda 38.000 civarında çalışan vardı. Şu an 34.000 civarında.
Biz, 120 tane itfaiye eri aldık mesela. Geçen yaz yangınları gördünüz. Her gün her yerde yangın çıkıyordu. Yani mecbur olduğumuz için aldık. Yeni zabıta aldık mesela. Otobüs şoförü aldık.
-Yani şimdi hiç büro elemanı almadık mı? diyorsunuz.
Aynen kesinlikle. Mesala İzmir Planlama Ajansı kurduk. O İzmir Planlama Ajansı'nda nitelikli, çalışan ihtiyacımız var. O tür insanlar. Yani çok böyle özel nitelikleri nedeniyle aldığımız insanlardır. Genel olarak büro elemanı almadık, almıyoruz. İşte ama ne yaptık? Mesela tiyatroda ilave istihdam oldu. İşte bazı yeni kurduğumuz sanatsal çalışmalar oldu. Yani bunlar çok temel ihtiyaçlar. İşte bandoda mesela sayı çok azalmıştı. İzmir Büyükşehir bandosu sayısal olarak böyle köy bandosu gibi olamaz.
Benim ihtiyacım olan şey insanlar aktif ve üretken olarak çalışsınlar. Kuruma sahip çıksınlar. Kuruma aidiyet çok önemli.
İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne kendisini ait hissedecek. O kurumu kendi evi gibi benimseyecek. Ve dolayısıyla hizmet ederken de hizmetten kaçmaya çalışmayacak, görevden kaçmaya çalışmayacak. işini en iyi şekilde yapmaya çalışacak.
Biz onlardan aynı zamanda ev her birisi aktif olarak çözüme katkıda bulunan inovasyon kişisi olmasını istiyoruz, bekliyoruz yani. Bunun için ben bütün bürokrasiyi, hiyerarşiyi ortadan kaldırmaya hazırım. Ama beklediğim şey herkesin sahip çıkma duygusuyla önce koruma sonra şehre, halka sahip çıkması.
YARIN: TUGAY’IN KENTİN ANA ULAŞIM PLANI İÇİN TARİHİ PROJESİ NE? KARŞIYAKA STADI NE ZAMAN BİTECEK? KARŞIYAKA TEKSTİL PAZARI İÇİN TUGAY’IN ÖNERESİ?
YORUMLAR
Yorum Yap