1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Politika
  4. Özgür Özel'e açık mektup

Özgür Özel'e açık mektup

O gece, hayatının en zor kararını aldı… Günlerce düşündü; partili arkadaşlarıyla kimi zaman gergin kimi zaman duygusal kırılmalar yaşadı, doğru ve yanlışın birbirine girdiği bir süreçte en net olma savaşını verdi.

  • | Son Güncelleme:
  • | Egeli Gazete

O gece, hayatının en zor kararını aldı…

Günlerce düşündü; partili arkadaşlarıyla kimi zaman gergin kimi zaman duygusal kırılmalar yaşadı, doğru ve yanlışın birbirine girdiği bir süreçte en net olma savaşını verdi.

Bir mahkeme kararıyla partisinin üzerine çöken kara bulutları dağıtmak için adalet bekledi ancak olmadı. Karar uzadıkça uzadı… Türkiye’de hiç yaşanmamış kara-politik oyunlarla kurgulanan süreç, onu ayrılığa itti. 

Ve dün istifa kararını aldı.

” Baba ocağım” dediği CHP’yi, geri alma sözü vererek, mahkemenin  “butlan” kararıyla başa getirilen ve 13 seçim kaybetmiş, halk desteğini yitirmiş eski liderine bırakıp gitti.

CHP adına son kez çıktığı kürsüde duygusal ancak seçmenine umut veren güçlü bir lider kimliğiyle konuşma yaptı, kuracağı partiyi açıkladı ve veda etti.   

Kolay değil…

Son kurultayda en yakın rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’nu yenmiş ve CHP Genel Başkanıseçilmişti.

Ki o rakip, bir zamanlar beraber yol aldıkları bir CHP lderiydi.  Yıllarca onun sağ koluydu. Ancak son zamanlarda git gide derinleşen fikir ayrılıkları, art arta bile sile kaybedilen seçimler, CHP’nin seçmenine umut vermeyen bir parti haline gelişi, artık bir değişimin şart olduğunu hissettiriyordu.

Bir demokratik cepheyi harekete geçirmeliydi.

Kolları sıvayıp meydana çıktı ve “bundan politikacı olmaz” diyenleri mahçup edecek olağanüstü bir performans sergiledi.

Art arda düzenlediği mitinglerde, hem ekonomik hem de toplumsal yönden bunalıma sürüklenen halka umut oldu kısa sürede… Milyonlarca insanı peşinden sürükledi.

Dava arkadaşlarını hiç satmadı, arkalarında durdu, “Gel muhalefeti Ankara’dan yap, uslu çocuk ol” uyarılarına kulak tıkadı, sadece halkın yanında oldu..

Güçlü hitabeti, sıcacık tavırları, halkı sarmalayan davranışları, net söylemleri, hayata gerçekçi bakışı, zinde duruşu ve siyasi nezaketiyle toplumun kucakladığı bir lider yarattı.

***

İşte halkı arkasına alan bu çıkış, iktidarın uykularını kaçırdı. Dişini göstermeye karar verdi. Art arda senaryolarla ‘tek adamı yücelten’ yeni bir siyasi düzeni halka dayatmayı planladı. Bunun için de yargı gücünü kullandı.

Önce İstanbul seçimlerinde büyük başarılar kazanan İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, CHP tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilir gösterilmez, çeşitli gerekçelerle hapse gönderdi. 

Amaç İmamoğlu’nu halkın gözünde küçük düşürmek,  CHP’yi de toplumda güvenilmez bir siyasi parti havasını yaratmaktı.

Ancak Özgür Özel’in güçlü direnişi, bu beklentiyi  boşa çıkardı.

Bu kez CHP’nin diğer belediyelerine yolsuzluk operasyonları düzenlendi,  siyasi kriz en üst noktaya çıktı. Toplum bu yargılamalara inanmadı, iktidar açmazda kaldı. Halkın desteğini kazanması gerekiyordu.

Bu süreçte Özgür Özel yine boyun eğmedi, eleştirilerinin dozunu artırdı, mitinglerine halk koşa koşa gidiyor, homundanmalar gün geçtikçe artıyordu.

Bir şeyler yapmak gerekiyordu ama ne…

İşte tam bu süreçte, CHP’nin kurultay bozgunu tarafı, mahkemeye ‘yolsuzluk yapıldı’gerekçesiyle başvurdu.

İktidarın eline partiyi dağıtmak için bundan daha güzel fırsat geçemezdi, öyle de oldu. Mahkemenin Butlan kararıyla CHP karpuz gibi ikiye bölündü.

Son yerel seçimde büyük başarı kazanan Özgür Özel ve arkadaşları, yeni partiyi kurmak için yola çıktı, Kemal  Kılıçdaroğlu ve ekibi onca kaybedilen seçimden sonra partiye bir de muhalefetten düşme acısını yaşattı.

Böylece Özgür Özel, Bülent Ecevit’ten sonra siyaset sayfasında yeni bir başlangıcın fitilini ateşledi.

***

İktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Şamil Tayyar, son yıllarda Türkiye’nin siyasi hayatında son ilk kez yaşanan bu kaosu sosyal medya paylaşımında şöyle açıklıyor:

Katılın, katılmayın, beğenin beğenmeyin, doğru bulun bulmayın.

Şu anda siyasi oyun planı olan ve gelecek projeksiyonu çizen tek lider Erdoğan gözüküyor.

Yöntemini  tartışabilir, eksik veya fazla bulabilirsiniz, sonuç alacağını düşünebilir veya katılmayabilirsiniz.

Her hamlenin bir stratejisi , bir planı var.

Rakibine göre oyun kurmaz, kendi oyununu kabul ettirir.

Rakibini de kendi belirler.

Şimdi olduğu gibi…

*** 

Anlayana formülü basit:

Önce potansiyel rakibine kazanacağı duygusunu aşılar, meydana çeker, sonrası malum…

------    

Şamil Tayyar’ın bu paylaşımı mücadele sürecine dair önemli bir saptama….

 Bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rakibi Özgür Özel genç, dinamik ve zeki… Yani işi zor.

***

Bu nedenle  Özgür Özel’i yeni ve daha yorucu bir süreç bekliyor. AKP’li Erdoğan’dan daha zeki ve usta satranç oyuncusu olduğunu göstermeli.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sahneye koyduğu oyunlarda sıradan oyuncu olmamalı…

Aktörlüğünü kanıtlamalı.

Yeni bir tarz yaratmalı…

Tıpkı 70’li yılların CHP devrimcisi Bülent Ecevit gibi milyonların ‘Karaoğlan’ı olmalı…

Yani “Ben CHP’liyim, lideri kim olursa olsun sadece partime oy veririm” diyen vatandaşları da kendi tarafına çekebilmeli…

Bunun için çok dikenli bir yol var, bunları ayıklamak da ona kalıyor. Ekip arkadaşlarıyla değil, bizzat kendisi yapmalı bunu…

Kimsenin etkisinde kalmadan…

Çünkü çevresinde hala onun vizyonundan yararlanmaya kalkan bazı iş bitiriciler de var. Hatta yolsuzlukla suçlananlar da olabilir. Bunlar günışığı gibi ortaya çıkmalı…

Önce bunları temizlemeli.

Halk bu tipleri görüyor, aptal değil…

Tek hatanda tefe koyarlar…

Onun için dikkat ve özeleştiri şart.

***

İkincisi, asla ve asla yapamayacağın sözleri verme. Halk senden keskin ve yine yorulmaz bir mücadele bekliyor.  Şimdiye kadar meydanları dolduran milyonlarca seçmen, sözlerinin havada kaldığını hissederse, desteğini birden çeker, iktidarın oyunlarına yönelir, Türkiye kaybeder.

Stratejik bir süreç bu…

Her bir sorun için çözümün olsun. Ekonomide, tarımda, toplumsal barışta, hukukta, eğitimde gerçekçi projelerin olmalı…

Çevrende onca okumuş insan var, milletvekili var, çalışsınlar, proje üretsinler…

Halkın boş vaatlere karnı tok artık…

***

Üçüncüsü, şimdiye kadar göründüğün gibi oldun, ödün vermedin, arkadaşlarını makam uğruna satmadın.

Bundan asla geri adım atma…  Bazıları gibi halka da tepeden bakma…

Görevin çok zor ve meşakkatli…

Atatürk’ün kurduğu baba ocağına bir gün geri döneceğini biliyorum. Halk bunu sana verir.

Yani direnme gücünü halktan aldığını asla unutma, onlara sırtını dönme.

Zira iktidar kanadından yeni senaryolar peş peşe sırada bekliyor. Seni bitirmek için her yolu deneyecekler dün olduğu gibi bugün de…

Bir süre sonra “bu değirmenin suyu nereden geliyor” diye sorabilirler… Çünkü Türkiye’de yeni bir politik maceraya atılmak bir servet değerinde…

Bunu halkla paylaş, şeffaf ol.

Gerçekçi olursan kimse seni yıkamaz.

***

Son bir sözüm de İzmir değerlendirmenle ilgili… Kürsüden diyorsun ki, “Türkiye’de değişimin habercisi İzmir’dir. İzmir’de başlattığım siyasi anlayıştır.”

Evet haklısın hepimizi çok şaşırttın… Belediye başkan adaylarını siyasi geçmişine güvenen adaylardan değil de sivil toplum örgütlerinin yöneticilerinden belirledin.

Başta bir dönem ilçe belediye başkanı olmuş, Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugayolmak üzere pek çoğu siyaseten tanınmamış, geçmişte sivil toplum çalışmalarında başarılı olmuş, genç ve yeni yüzleri İzmirlilere seçtirdin.

Bence de bu değişimin önemli bir adımıydı. Böylece belediye başkanlarını belki de siyasi baskılardan uzat tutmak istedin.

Ancak bu kez iktidar “İzmir en borçlu belediye” kozunu oynadı ve başkanların maddi açıdan elini kolunu bağladı.

En çok etkilenen de Cemil Tugay oldu.

Bir de bunun üstüne bazı vekiller, Tugay’a  “Hemşehrimi  işe al” baskısını sürdürünce, ortalık yangın yerine döndü.

Tugay bir siyasetçi değil, baskılara boyun eğmeyeceğini gösterdi. Sıkıntı burada…

 “İzmir değişimin mimarı” diyorsun ya, önce buradan işe başla bence…  Çünkü siyaseten bu değişimi sen başlattın. İzmirlinin güvenini yeniden kazanmak senin elinde...

***

Başkan Cemil Tugay üzerinde baskı var yine…

İnanılmaz boyutlarda, hissediyorum. Üzerinden algı yaratma çabaları bunun göstergesi…

İşte bunun için siyasi çıkışlarında hep yanında bulduğun Tugay’ın, seninle küskünlüğü varsa, işte bu işleri yaptırmayı kendinde hak gören siyasi mekanizmadan dolayı…

Dün bir gazetede çıkan iddialar da bunu doğrular nitelikte…

Öncelikle bu işi çözmeni öneririm…

Şunu iyi biliyorsun; halk seni dobralığın, açık sözlülüğün ve dik duruşunla sevdi. Ekip arkadaşların da bu sevgiye, ilgiye layık davranmalı.

Şunu unutma… İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan İzmirli sayısı, parmakla sayılacak kadar az… İzmirliler bu tabloyu biliyor ve bundan oldukça rahatsız…

Bir İzmirli’den  komşusu Manisalı liderine bir ipucuı.

***

Sevgili Özgür Özel, genç ve başarılı bir siyasetçisin… Bir gazeteci ağabeyin olarak söylüyorum ülkemizde umudun yeni adı oldun, sorumluluğun ağır.

Yürüdüğün Yeni Yol, kuracağın “Yeni Parti”  tam bağımsız, tam adil, tam ‘insanca’ olmalı.

Yurdumuzun her bir köşesinde milyonlarca insan, binlerce delege, yüzlerce mahalle temsilcisi umutla seni bekliyor.

Yolun açık, başın dik olsun. 

Türkiye’nin en ihtiyaç duyduğu anda üzerine giydiğin ateşten gömlek, ülkemizin siyasi değişimine ve  aydınlık geleceğine açılan yol olacaktır.

-------------

23.07.2026

Hürol Dağdelen

[email protected]      

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz