1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Genel
  4. Milli mücadelede 'din adamları'

Milli mücadelede 'din adamları'

Hem akademik anlamda, hem de popüler boyutta, gerçek bir “Başyapıt” olma özelliği taşıyan Dr.Alev Coşkun’un yeni yayınlanan 740 sayfalık, 80 stratejik kararın incelendiği “Atatürk Karar ve Tavır” kitabının, bilimsel, öğretici ve kapsayıcı özelliklerinin dışında bence, kitabı okuyan her Türk vatandaşının, her Cumhuriyet ideolojisi sevdalısının ve her meraklı öğrencinin, bu kitapta kendinden, kendi ailesinden, kendi ideolojisinden, kendi bölgesinden, kendi kökeninden, kendi eğitimindeki bilgi kırıntılarından mutlaka bir şeyler bulabileceği gerçeğidir. Ben de, daha ilk hızlı okuyuşumda buldum ve çok mutlu oldum!...

  • | Son Güncelleme:
  • | Egeli Gazete

Hem akademik anlamda, hem de popüler boyutta, gerçek bir “Başyapıt” olma özelliği
taşıyan Dr.Alev Coşkun’un yeni yayınlanan 740 sayfalık, 80 stratejik kararın
incelendiği “Atatürk Karar ve Tavır” kitabının, bilimsel, öğretici ve kapsayıcı
özelliklerinin dışında bence, kitabı okuyan her Türk vatandaşının, her Cumhuriyet
ideolojisi sevdalısının ve her meraklı öğrencinin, bu kitapta kendinden, kendi
ailesinden, kendi ideolojisinden, kendi bölgesinden, kendi kökeninden, kendi
eğitimindeki bilgi kırıntılarından mutlaka bir şeyler bulabileceği gerçeğidir.
Ben de, daha ilk hızlı okuyuşumda buldum ve çok mutlu oldum!...

(25 Ocak 1923.. Uşak Tren İstasyonu.. Atatürk ve Milli Mücadele
önderleri, Uşak Müftüsü Ali Rıza Bodur Efendi tarafından
karşılanıyor.. Ali Rıza Efendi, geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz, İzmir
CHP eski Milletvekili, yeğenim Ali Rıza Bodur’un dedesidir.)


409. ncu sayfada anlatılan “Sakarya Savaşı sonrası durum: Mehmetçiğin zaferini
türbeye kaptırmamak!” başlıklı bölümde sunulan “Gazi Mustafa Kemal’i, 1923’te Uşak
tren istasyonunda ordu komutanları ve bölgenin ileri gelenleriyle birlikte gösteren”
fotoğrafta, Atatürk’ü sarıklı bir din adamı ile yan yana gösteren fotoğrafı
kastediyorum.


BİR KUVVACI DİN ADAMI
Tarih, 25 Ocak 1923.. Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlanmış.. Demek ki, Mustafa
Kemal yanına İstiklal Ordusu’nun destekçisi din adamı alarak, elleri dua eder
pozisyonda poz veriyor, demek ki yanındaki İngiliz işbirlikçisi Hilafet Ordusu görevlisi
bir din adamı yok.. Bir Milli Kurtuluş Ordusu taraftarı, İstiklal Madalyalı bir din adamı
var.


Fotoğraftaki o din adamı, bizim aile büyüğümüz, hepimizin dedesi Uşak Müftüsü Ali
Rıza Bodur Efendi’dir, fotoğrafta Atatürk ile yan yana gösteriliyor ya, o bize yeter...
1874 yılında Uşak’ta dünyaya gelen Ali Rıza Bodur Efendi, Helvacızade Hacı
İmamzade Yusuf Efendi’nin oğludur. 15 Ekim 1910 tarihinde Uşak Müftülüğüne
atanır. Milli Mücadelenin başlaması ile milli direniş hareketine katılır. Şehrin önde
gelenleri ile Uşak Türk Ocağı’nda toplantılar yaparak muhtemel bir direnişin
hazırlıkları için örgütlenme çabası içine girdi. Müftü Ali Rıza Bodur Efendi’nin de
kuruluşunda yer aldığı “Uşak Redd-i İlhak Cemiyeti”, halkın milli his ve heyecanını
kuvvetlendirmeye çalışarak direnişi genişletir.
Müftü Ali Rıza Bodur Efendi Mustafa Kemal’i destekleyen Ankara Müftüsü Rıfat
Börekçi’nin fetvasına ölümü göze alarak destek vermiştir. Milli Mücadeleye verdiği
destek nedeniyle İstanbul Hükümeti tarafından görevden alındı. TBMM tarafından
İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Cumhuriyetin ilanından sonra Müftülük görevine
yeniden getirildi. Uşak Müftüsü iken 4 Şubat 1929 yılında vefat etti. (Kaynak: 1)-Uşak
Yerel Tarih, 2)-Haşim Tümer, Uşak Tarihi)
Müftü Ali Rıza Bodur Efendi, tüm Uşak kökenli yurttaşların milli müftüsüdür.. Ailemizin
önderidir, geçen yıl 2025’te kaybettiğimiz yeğenim, İzmir CHP eski milletvekili Ali
Rıza Bodur’un da İstiklal Madalyalı dedesidir..

HAİNLERE KARŞI VATANSEVERLER..
Bu konu şu açıdan önemlidir.. Şahsen sahada ve arşivlerde yıllar süren bir
çalışmayla saptadığıma göre, Anadolu’muz kurtuluş savaşında “hainler deposu”
olduğu kadar, Milli Mücadeleye kanı ve canı ile katılmış; köy, kasaba ve şehirlerde
tarihe geçmiş nice “millici din adamlarıyla” da onurludur..
Helal olsun onlara.. Din adına, millet adına, vatan adına, bayrak adına, istiklal adına,
namus adına, anamızın helal sütü, babamızın helal ekmeği, dedemizin ninemizin alın
teri, atalarımızın kutsal mirası adına, işgalciye karşı silaha sarılan ve halk çocuklarını
vaazlarıyla “Vatan Ordusu”na çağıran millici din adamlarına helal olsun.. Rahmetler
üzerlerine yağsın.. Helal olsun!..


Kurtuluş savaşımızda bunlardan yığınla örnek verebiliriz.. “Vatan haini din
adamlarına” da yığınla örnek verebileceğimiz gibi..
Düşmanın, emperyalistin, işgalcinin, vatanı bağrına ve hanımların namusuna uzanan
çizmeleri ve kanlı avuçları net biçimde ortaya çıkınca; Padişah, Şeyhülislam, Saray
yöneticileri, Sadrazam, Vali ve Belediye Reisleri ne derse desin, vatansever müftüler,
din adamları, cami görevlileri, müezzinler ve din cemaatleri, Gazi Paşa’nın dediği gibi,
ölüm kalım mücadelesinin başladığına hükmettiler, “Hakiki vaziyeti anladılar,
fikirlerde karışıklık olsa dahi, dimağlar adeta durgun halde iken, hakikati halka
izah ettiler.. Doğru yolu gösteren vaiz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya
başladı”. (Atatürk’ün Söylev ve Demeçler, Ankara, 1989. Cilt 1 ve 2, s.208)
Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi, Maraşlı Sütçü İmam, Sarayköy Müftüsü Ahmet Şükrü
Efendi, Acıpayam Müftüleri Hasan (Tokcan) Efendi ile Mehmet Arif Akşit Efendi, Çal
Müftüsü Ahmet İzzet (Çalgüner) Efendi, Tavas Müftüsü Cennetzade Tahir Efendi,
Aydın merkezde Müderris Hacı Süleyman Efendi, kendi bölgelerinde millici direnişi
ateşlemişlerdir.
Müftü Ahmet İzzet ve Müftü Hasan efendiler kurdukları gönüllü müfrezeleriyle Aydın
cephesine koştular ve düşmanla çarpışmışlardır.


VATAN ORDUSU’NUN HOCALARI
Yine, Yunan işgali öncesinde İzmir’de düzenlenen mitingde İzmir Müftüsü
Rahmetullah Efendi, vatan sevgisinin imandan olduğunu, İzmir’in asırlardır ezan sesi
yükselen semalarında kulakları tırmalayan çan seslerine katlanmaktansa şerefle
ölerek şahadet şerbetini içmenin daha iyi olacağını açıklayarak konuşmasını şu
sözlerle bitiriyordu:
“Kardeşlerim.. Ciğerlerinizde bir soluk nefes kaldıkça, damarlarınızda bir damla
kan kaldıkça, anavatanımızı düşmanlara teslim etmeyeceğinize dair Kuran-ı
Kerim’e el basarak benimle birlikte yemin edin..”
Konya’daki yobaz isyanların bastırılmasında Mevlana Dergâhı postnişini Abdülhalim
Çelebi desteği unutulabilir mi?

İşte... Anadolu’ya insan ve silah geçişi sağlayan Karakol Cemiyeti kurucusu Özbekler
Tekkesi Şeyhi Ata Efendi’nin yaptıkları unutulabilir mi?
İşte... İstanbul’daki “Mim Mim” kurucusu Gülşeni Dergâhı postnişini Hüseyin Hüsnü
Efendi ve Hatuniye Dergahı Şeyhi Saadettin Efendi’nin Ankara’ya silah göndermeleri
unutulabilir mi?
İşte... Ankara’da “Milli Alay” kurucusu (Atatürk’ün ilk Diyanet İşleri Başkanı) Ankara
Müftüsü Rıfat Börekçi’nin mücadelesi unutulabilir mi?
İşte... Kuva-yı Milliye safında mücahit gibi çarpışan Eşme Müftüsü Hacı Nazif,
Kütahyalı Abdullah Agarlı Hoca, Balıkesirli Hafız İbrahim, Eskişehir’de Müftü Mehmet
Efendi, İzmir’de Mevlevi şeyhi Nuri Efendi, Burdur Müftüsü Halil Efendi, Diyarbakır
Müdafaa-i Vatan Cemiyeti kurucusu ulemadan Hamdi Efendi, Bitlisli Küfrevizade
Abdülbaki, Zonguldak Müftüsü İbrahim Efendi, Erzurum’da Müftü Solakzade Sadık
gibi yazmakla bitmez kahramanlarımız; tarihimiz onurlandıran din adamlarımız vardır
bizim... .. (Milli Mücadelede Din Adamları – Doç.Dr.Ali Sarıkoyuncu – Müdafaa-i
Hukuk, 10 Kasım 1998).


Emperyalizme karşı milli amaç (İstiklal-i tam), milli meclis, milli ordu etrafında halkı
birleştiren ve zafer kazanan Mustafa Kemal Paşa’nın bu muhafazakar destekçileri
unutulabilir mi? “Mustafa Kemal’in katli vaciptir” fetvası veren İngiliz uşağı
Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’a ve işbirlikçi Hilafet Ordusu’na karşı ve de
günümüzdeki İslam’ı silah gibi kullanan Atatürk düşmanı Siyasal Dincilere karşı, bu
kahramanlar başımızın tacıdır..


ALEV COŞKUN’UN KİTABI
Yani demek istediğim şudur, kitap hakkında Prof.İlber Ortaylı’nın yazdıkları son
derece doğrudur: “.. Alev Coşkun’un kitabı, eğitim için birinci sınıf kitap olmuş. Ama
bu sadece ortaokuldan üniversite sonuna kadar olan öğrenciler için değil; herkesin
masasında bulunması gereken bir el kitabı.. Kendisini kutluyorum..”
Bu yüzden söz konusu kitabın bende bıraktığı ilk izlenim, 1923 Uşak tren
istasyonunda çekilmiş bir fotoğraftan hareketle Türk Devrim Tarihi’nde yer alan din
adamlarının unutulmuş portreleri oldu. Doğal ki başka okuyucular kitaba daha farklı
bakacaklardır. Ben de, ikinci ve üçüncü okuyuşlarımda bambaşka boyutlarının altını
çizeceğim mutlaka.


Günümüze “Milli Kurtuluş yanlısı din adamları” konusunda, hem muhafazakar, hem
de laik çevrelerdeki, Emperyalizmin işine yarayan yaygın bilgisizlik ve ilgisizlik ne
yazık ki acıdır.. Ama gerçek tarih, bu aziz şahsiyetlere şahittir..

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz