1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Güncel
  4. İzmir’in iliçleri alarm veriyor: Suyu ve toprağı kirlettiği mahkeme kararlarıyla kesinleşen, depolama alanları dolan madenlerle ilgili Baro Bakanlıktan inceleme istedi

İzmir’in iliçleri alarm veriyor: Suyu ve toprağı kirlettiği mahkeme kararlarıyla kesinleşen, depolama alanları dolan madenlerle ilgili Baro Bakanlıktan inceleme istedi

Erzincan’daki maden kazası sonucu yüzbinlerce metrekarelik alana siyünürlü toprağın yayılması ve 9 işçinin altında kalmasından sonra gözler İzmir’deki üç altın madenine çevrildi. İzmir’deki üç ayrı altın madeniyle ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuran İzmir Barosu denetim istedi.

  • | Son Güncelleme:
  • | Egeli Gazete


EGELİ GAZETE-Erzincan İliç Altın Madeni’nde meydana gelen siyanür sahasının kaymasında 9 işçinin yüzbinlerce metrekarelik toprağın altında kalmasından sonra gözler İzmir’deki tehlikeye çevrildi. İzmir Barosu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvurarak İzmir-Menderes-Efemçukuru Altın Madeni,  Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmeleri ile Dikili-Çukuralan maden çıkarma tesisinde ayrıntılı inceleme ve denetimlerin yapılmasını istedi. Öte yandan İzmir’de 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılama potansiyeline sahip Çamlu Barajı havzasında yer alan Efemçukuru Altın Madeni için verilen mahkeme kararındaki “Toprak ve sudan alınan örneklerde bulunan sülfür ve ağır metal konsantrasyonlarından; arsenik, kadminyum, bakır, kurşun, mangan, nikel, selenyum, kükürt, çinko elementlerinin dünya standartlarının üstünde olduğu görüldü” ifadeleri hatırlatıldı. 

KAPASİTESİ VE KAPLADIĞI ALAN ARTTIRILDI
Söz konusu madene 2012 yılında verilen kapasite artırma izni ile; birlikte faaliyet süreci 12 yıldan 17 yıla, yüzeyde kapladığı alan 4.74 hektardan 12.32 hektara, yüzeyde kapladığı depolama alanı da 7.67 hektardar 16.18 hektara çıkarıldı.Bu kapasite artırımına Çevre Mühendisleri Odası, İzmir Tabip Odası, EGEÇEP, Avukat Arif Ali Cangı ve yörede yaşayan Ahmet Karaçam tarafından dava açıldı.
Mahkemenin ders gibi kararının gerekçesinde şu görüşlere yer verildi:
“Keşif sırasında toprak ve sudan alınan örneklerde bulunan sülfür ve ağır metal konsantrasyonlarından; arsenik, kadminyum, bakır, kurşun, mangan, nikel, selenyum, kükürt, çinko elementlerinin dünya standartlarının üstünde olduğu görüldü. Ayrıca, bu elementler arasından arsenik, kadminyum, bakır ve çinkoya ait değerlerin ÇED raporları içeriğinde belirtilmiş seviyelerin üzerinde olduğu tespit edildi. Bu durumun yeraltı suyu kalitesini bazı minareller ve metaller açısından olumsuz olarak etkileyecek olması görülmektedir. Sülfür ve ağır metal konsantrasyonlarından bazı elementlere ait değerler de yüksektir.” Bu mahkeme kararı ile Efem Çukuru’nda ağır metal kirliliğinin başladığı görüldü. Ama yargı kararına rağmen işletmeye yeni bir ÇED izni verilerek faaliyetlerine devam etmesi sağlandı. İzmir kentinin su kaynağına ilişkin hayati öneme sahip olan bölgede kirlilik oluşturduğu bilirkişi raporları ile bilimsel olarak tespit edilen tesisle ilgili ÇED iptaline ilişkin karar Danıştayca bilirkişiler İzmirli oldukları için ve tahlilleri yapan labaratuar akredite olmadığı için bozuldu.


İzmir Barosu adına Avukat Arif Ali Cangı’nın hazırladığı ve Bakanlığa iletilen başvuruda şu görüşlere yer verildi:
Bilindiği gibi; 12.02.2024 tarihinde Erzincan-İliç’te yığın liçi yöntemiyle işletilen  Çöpler altın madeninde,  liç sahasında meydana gelen kayma sonucunda büyük bir felaket yaşanmıştır. Resmi açıklamalara göre; maden çalışanı 9 emekçi, kayan siyanürlü ve ağır metalli kütlenin altında kalmıştır. Öncelikle iş cinayetine kurban giden işçiler için üzüntülerimizi dile getirmek istiyoruz, ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Yığın liçi sahasının kayması aynı zamanda şimdiden sonucu kestirilemeyecek büyük bir çevre felaketine yol açmıştır. Konunun uzmanları zehirli ağır metalli atığın Fırat Nehrine karışma riski uyarısı yapmaktadırlar. Sınır aşan suların kirlenmesi halinde, bu eko kırım suçunun uluslararası boyutta sorumluluk doğuracağı ortadadır.  Bu nedenle, söz konusu Çöpler Altın Madeninin derhal kapatılması, özensizlikler ve denetimsizlikle birlikte, yaşanan felakete yol açan tüm ihmal ve kasıtların araştırılması için Bakanlığınız tarafından idari soruşturma açılmasını, disiplin  ve yaptırımların uygulanmasını, İliç Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz.
Yaşanan İliç felaketinden çıkartılacak derslerle  faaliyette olan diğer altın madenlerinin daha sıkı denetlemeye tabi tutulması gerekmektedir. Kamuoyu, Bakanlığınız tarafından verilen ÇED izinleri, çevre lisansı ve izinleriyle faaliyette bulunan bütün altın madenlerinin, konunun uzmanları ile incelenmesi ve denetlenmesini beklemektedir. 
Altın Madenciliği ülkemize, 1990 yıllarda ilk olarak Bergama-Ovacık Altın Madeni ile girmiştir. Baromuz, o günden bu yana altın madenlerine karşı  sağlıklı ve dengeli çevrede yaşama hakkını savunmaktadır. Bütün bilimsel itirazlar ile yargı kararlarına karşın ilimizde Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından Bergama-Ovacık Altın Madeni işletmesi, Dikili-Çukuralan altın madeni çıkarma tesisi, Tüprag Metal Madencilik San.Tic. A.Ş. tarafından işletilen Efemçukuru Altın Madeni çıkarma ve işletme tesisi, yarattıkları risklerle faaliyetlerini sürdürmektedir. 

BERGAMA’DA 3 AYRI DEPOLA DESİSİ DOLDU
Çukuralan altın madeni ocağı,  hassas  Kozak ekosistemi ile yeraltı su kaynakları için riskler yaratmaktadır. Ovacık Altın Madeni işletmesinde 3 ayrı atık depolama tesisi dolmuştur.  Bu haliyle yarattıkları ağır metallerin yayılması riskinin yanı sıra fay hattında olan atık havuzlarının olası bir depremde ya da İliç’te olduğu gibi deprem olmadan çökmesi halinde, bölgenin ve Bakırçay Ovası’nın geri dönüşü olmayacak şekilde ekolojik yıkımına yol açma riski vardır.
İzmir’in su havzası içinde olan Efemçukuru Altın Madeni de kapasitesini artırarak faaliyetini sürdürmektedir. Maden işletmesi İzmir'in su havzasındadır. Gündeme geldiği 2000’li yılların başından bu yana yapılan araştırmalar ve davalarda yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, “yörenin kayaç yapısı ve işletmede yapılacak zenginleştirme işlemi sonucunda maden işletmesinin ağır metal kirliliği yaratacağı, bunun sonucunda bölgenin yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirleneceği, yörenin bitki ve orman örtüsünün zarar göreceği, bölgede uygulanan ekolojik tarımın sona erdireceği, kısaca ekolojik ve toplumsal yıkıma yol açacağına dair çok sayıda bilimsel rapor düzenlenmiştir. Bu ciddi bilimsel uyarılara rağmen çevre sağlığı ve canlı yaşamı için risk oluşturan altın madeni 1 Haziran 2011 tarihinden bu yana faaliyetini sürdürmektedir. Maden faaliyete başlamasından kısa bir süre sonra kapasite artırımı talebinde bulundu, 31.12.2012 tarihli ÇED olumlu kararı ile bu talebi karşılandı. Kapasite artırımı projesiyle toplam cevher rezervi “2.5”milyon tondan “8.5”milyon tona, faaliyet süreci “12” yıldan “17” yıla, ekonomik olmayan kaya (PASA)  “660”bin tondan “3.200.000” tona ve yüzeyde kapladığı stok alanı “4.74” hektardan “12.32”hektara, ortaya çıkacak proses atığı(kuru atık) “2.2” milyon tondan “8” milyon tona ve yüzeyde kapladığı deponi alanı “7.67” hektardan “16.18” hektara çıkması öngörüldü. Kapasite artırımı ÇED Olumlu Belgesinin iptali için havzayı korumakla görevli İzmir Su Kanalizasyon İdaresi, EGEÇEP, İzmir Tabip Odası, TMMOB Çevre Mühendisleri, Kimya Mühendisleri, Ziraat Mühendisleri ve Peyzaj Mimarları Odası ile Ahmet Karaçam ve Arif Ali Cangı tarafından açılan davalar, usul ve yasaya aykırı şekilde reddedilmişse de yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu şimdiye kadar bilimsel olarak çürütülemedi.  Mahkeme tarafından yaptırılan keşifte uzman bilirkişiler tarafından alınan numunelerin İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsünün laboratuvarlarında yapılan analizleri sonunda düzenlenen söz konusu 28.01.2015 tarihli bilirkişi raporuyla  "kuru atıktan alınan örnekte bulunan sülfür ve ağır metal konsantrasyonlarından As, Cd, Cu, Pb, Mn, Ni, Se, S, Zn elementlerinin Dünya Kabuk Ortalaması (DKO) seviyelerini aştığı, bu elementler arasında As, Cd, Cu ve Zn elementlerine ait değerlerin ÇED raporları içeriğinde belirtilmiş seviyelerin üzerinde olduğu, özellikle Cd (1397 ppm) ve Cu (7806 ppm) metallerinin DKO değerlerinin çok üzerinde olduğu" tespit edildi. Bu tespitlere rağmen altın madeni faaliyetini kesintisiz sürdürmektedir. Bu arada Evrensel Gazetesi’nin 29 Ocak 2024 tarihli “İzmirlilere kötü haber: Efemçukuru Altın Madeni genişliyor!” haberde    sahada yeni sondajla arama faaliyetlerine başlandığı yer almaktadır. Söz konusu maden işletmesinin yer altı madencilik faaliyetlerinin nereye, hangi derinliğe kadar uzandığı, yeraltı su kaynaklarını nasıl etkilediği, maden artığı pasaların yüzeyde depolandığı eskiden vadi olan alandaki etkileri, kayma riski konuları bilinmemekte ve İzmirliler için kaygı yaratmaktadır.

İZİN VE LİNSANSLAR DENETLENSİN
Bu açıklamalarımız ışığında; Baromuzun yetki alanında olan Bergama-Ovacık Altın Madeni İşletmesi, Dikili-Çukuralan Altın Madeni Ocağı ile Menderes-Efemçukuru Altın Madeni çıkarma ve işletme tesislerinde bakanlığınızın uzmanları tarafından yukarıda söz ettiğimiz riskler yönünden gereken incelemenin yapılarak, verilen lisans, ruhsat ve izinlerin koşullarının var olup olmadığının değerlendirilmesini, koşullar mevcut değilse lisans ve izinlerin geri alınmasını, yapılan çalışma ve değerlendirmelerin, düzenlenecek raporlarla birlikte tarafımıza bildirilmesini talep ediyoruz. Saygılarımızla.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz