İzmir Barosu’ndan Michael Adufu açıklaması: Takipsizlik kararı skandaldır
İzmir Barosu, Gana uyruklu Michael Adufu’nun adliyeden hastaneye ve cezaevine uzanan süreçte hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada verilen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararına sert tepki gösterdi. Baro, sürece ilişkin çok sayıda ciddi iddianın bulunduğunu belirterek dosyanın takipçisi olacaklarını açıkladı.
- | Son Güncelleme:
- | Egeli Gazete
İzmir Barosu, Gana uyruklu Michael Adufu’nun adliyeden hastaneye ve cezaevine uzanan süreçte hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturmada verilen “kovuşturmaya yer olmadığı” kararına sert tepki gösterdi. Baro, sürece ilişkin çok sayıda ciddi iddianın bulunduğunu belirterek dosyanın takipçisi olacaklarını açıkladı.
İzmir Barosu tarafından yapılan açıklamada, Kasım 2025’te düzenlenen basın toplantısında Michael Adufu’nun ölümüne ilişkin ciddi iddiaların gündeme getirildiği ve savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı.
Baronun aktardığı bilgilere göre, Michael Adufu yaklaşık 8 ay Geri Gönderme Merkezi’nde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Adufu, 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi acil servisine aralıklarla başvurdu. 7 Mayıs’ta hastaneden “kamu malına zarar verme” iddiasıyla gözaltına alınarak Kantar Polis Merkezi’ne götürülen Adufu, bir günlük gözaltının ardından 8 Mayıs’ta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adliyeye sevk edildi.
Adufu’nun adliyeye getirildiğinde sağlık durumunun son derece kötü olduğu ifade edildi. İzmir Barosu’nun açıklamasına göre, müdafii avukat, Adufu’nun belden aşağısının siyah çöp poşetine sarılı olduğunu, tekerlekli sandalyede bulunduğunu, hareket etmekte ve oturmakta zorlandığını ve idrak yeteneğinin bulunmadığını tutanak altına aldırdı. Ancak bu duruma rağmen ifadesinin alındığı ve “kamu malına zarar verme” suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildiği belirtildi.
Baro, Adufu’nun bu halde ofis sandalyesi ile hakimliğe götürüldüğünü, müdafi avukatların sağlık kuruluşuna sevk edilmesi yönündeki taleplerinin ise reddedildiğini aktardı. Bunun üzerine Adufu’nun İzmir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildiği ifade edildi.
İzmir Barosu’nun cezaevinden aldığı bilgiye göre ise Adufu cezaevine getirildiğinde bilincinin kapalı olduğu belirlendi. Bu nedenle cezaevine giriş işlemleri yapılmadan ambulans çağrılarak İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edildi.
Adufu’nun 8 Mayıs 2025’te bilinci kapalı şekilde hastaneye kaldırıldığı, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 14 Mayıs’ta sağlık sorunları nedeniyle tahliye talep ettiği ve mahkeme tarafından tahliye kararı verildiği aktarıldı. Hastanede yapılan incelemelerde Adufu’ya tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu tanısı konuldu. 21 Mayıs’ta beyin ölümü gerçekleşen Adufu’nun 23 Mayıs 2025’te hayatını kaybettiği belirtildi.
İzmir Barosu, süreçte birçok sorunun yanıtlanmadığını vurguladı. Açıklamada, hastanede tedavi bekleyen bir kişinin nasıl gözaltına alındığı, sağlık hizmetlerinden etkin şekilde yararlanıp yararlanamadığı, insan onuruna aykırı şekilde taşındığı iddialarıyla ilgili kolluk görevlileri hakkında işlem yapılıp yapılmadığı ve ağır sağlık sorunlarına rağmen ifadesini alan savcı ile tutuklama kararı veren hakim hakkında herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığının kamuoyuna açıklanması gerektiği ifade edildi.
Baro, tüm bu iddialara rağmen dosyada kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini “skandal” olarak nitelendirdi. Açıklamada, “Bunca iddia, bunca delil ve şikâyet varken hiçbir görevli hakkında iddianame düzenlenmemesi, bir şüphelinin dahi ifadesinin alınmaması hukuk ve vicdanla bağdaşmamaktadır” denildi.
İzmir Barosu, yaşam hakkının korunması için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirterek, takipsizlik kararına karşı tüm yasal yolların kullanılacağını ve dosyanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını duyurdu.
YORUMLAR
Yorum Yap