1. Anasayfa
  2. Haberler
  3. Yaşam
  4. İnsandan Haber Var: Psikolog İlknur Peder

İnsandan Haber Var: Psikolog İlknur Peder

AYAKTA KALMAK İÇİN BACAK VE KOLLARA İHTİYACI YOK, CESARETİ VAR

  • | Son Güncelleme:
  • | Egeli Gazete

Eşit işe eşit ücret, sendikal haklar, kadınlara oy hakkı gibi taleplerde bulunan işçi kadınların mücadelesi anısına başlatılan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü bir kez daha gördük, geçirdik. Kadınların hakları için verdiği mücadeleyi hatırlatan bu önemli günü psikolog İlknur Peder ile konuştuk. Kadın çalışmaları konusunda akademik uzmanlığı bulunan Peder, siyasette ve toplumsal yaşamdaki aktiviteleri ile tanınıyor. “Güçlünün değil haklının yanında olmayı” tercih ederek ortaya koyduğu aktivist kimliği, iki kolu ve bir bacağının eksikliğini de aşıyor. Peder’i hem kadın hem engelli hem gençler için mücadele eden yaklaşımlarıyla öne çıkarıyor.

 

İlknur Peder, önyargılara karşı yıllardır süren mücadelesini şu sözlerle özetliyor:

“Biz tohum ekiyoruz şu anda. Ne güzel. Harika sonuçlar mı elde edeceğiz? Yok ama en azından elimizden geleni yapmış olacağız. Önemli olan ben bu diye düşünüyorum. Yolda olmak. Sonuca varamayabilirsin. Ama yolda olanların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hani bir şeyi vardır bilir misin? Bir kıssa vardır. Karınca Hacca gidiyormuş, yola çıkmış ‘Nereye gidiyorsun?’ demişler. ‘Kabe'ye gideceğim’ demiş. ‘Ya sen bu ayakla bu yola nasıl gideceksin o kadar yola? Mümkün mü? Yolda ölürsün’ demişler. ‘Olsun yolda ölmüş olurum’  demiş.”

Efsun Erbalaban Yılmaz: 8 Mart’ta etkinlikler düzenlendi, kutlamalar yapıldı, ne değişti? Emekçi Kadınlar Günü’nü doğru kutluyor muyuz ya da kutlamalı mıyız?

 

İlknur Peder: Güzel bir soru. Kutlamalı mıyız? Benim içimden kutlamak gelmiyor açıkçası. Aslına bakarsan her şey anlamını yitirdi. Kadınlar Günü’nü süslü sözlerle, süslü videolarla, güzel etkinliklerle, fotoğraflarla, çiçeklerle, karanfillerle sosyal medyada kutluyoruz.  Ertesi gün yine ölmeye devam ediyoruz, mobbinge maruz kalmaya, yine dezavantajlarla savaşmaya devam ediyoruz. Böyle bir ortamda da o kutlama bana çok da sempatik gözükmüyor açıkçası. 9 Mart olunca her şey kaldığı yerden devam ediyor.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Peki 8 Mart’ta çiçek verip her şey yolundaymış gibi devam edilebilir mi? Kadın her şey yolundaymış gibi devam edebilecek durumda mı? Kadın toplumda layık olduğu konumda mı?  Değilse neden değil?

 

İlknur Peder: Bu çok tabii derin bir konu. Elbette kadın şu an olması gereken konumda değil toplumumuzda. Ülkemizde neden değil sorusunu cevabını elbette ki tek başıma veremem. Hakikaten zor bir soru. Ben şöyle bakıyorum da biz zaten her şeye değerini vermeyi unutuyoruz. Doğaya, çocuğa, gence de değer vermiyoruz. Aşka da değer vermiyoruz. Dolayısıyla kadın da bundan nasibini alıyor. Yaşlı da bundan nasibini alıyor. Genç de engelli de bundan nasibini alıyor. Dediğim gibi kavramların içi boşaldı.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Kadın bunu düzeltebilecek güce sahip mi? Benim hissettiğim, gördüğüm, deneyimlediğim erkek egemen sistemde erkeklerin önerdiği, öne çıkardığı, tercih ettiği kadınlar yönetici olabiliyor, öne çıkabiliyor, yükselebiliyor ama bazı kadınlar ne kadar emek verse de eğitim alsa da çalışsa da hedefledikleri yere ulaşmakta zorlanıyor.

 

İlknur Peder: İşte sisteme su taşıyorsan seni alıyor oraya, bir yerlere koyuyor. Bir şekilde orada yer alabiliyorsun. Sen o sistemin dışında bakış açısına sahipsen seni dışarı atmak istiyor. Konu zaten burada başlıyor.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Kadınlar olarak yeterince örgütlü müyüz? Bu da tartışılması gereken bir konu bence. Kadınlar haklarına, sorunlarına yeterince sahip çıkabiliyor mu? Atatürk, Türk kadınına birçok milletten daha önce haklarını vermiş, böyle bir sistemi getirmiş, kadının önünü açmış. Biz bu haklara yeterince sahip çıkabilmiş miyiz? Örgütlenme ile ilgili sorunlarımız mı var?

 

İlknur Peder: 8 Mart’ta sosyal medyada bir paylaşım yaptım, kadınlar olarak birbirimizin taçlarını ışıldatmamız lazım. Aslında her birimizin bir tacı var. Bu ego değil. Gereksiz süslü sözlerle kadını yüceltmek için söylemiyorum. O taçlarımızın hakkını vermeliyiz. Kıyafetimiz, tarzımız, yaşam tarzımız, siyasi görüşümüz, dünya görüşümüz fark etmez sonuçta kadınsın. Kadının içinde şefkat duygusu da mücadele etme ruhu da var. Üretkenliğimiz, yaratıcılığımız var. Bunlar kıymetli. Bunların kıymetini bilip taçlarımızı ışıldatırsak, birbirimizin kurdu değil de yurdu olursak zaten çoğu sorun çözülecek. Ama biz maalesef ki yapabildiğimizi düşünmüyorum. Küçük hesapların, küçük kıskançlıkların, ufak çıkarların kurbanı olup birbirimizin üzerine basmaya çalışıyoruz.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Toplumda psikolog kimliğin de çok önde. Danışan kadınların yaşadıkları yalnızlık büyük bir sorun mu?

 

İlknur Peder: Yaşadığı zorluklardan, yalnızlıktan dolayı destek alma ihtiyacı duyan, işinden ayrılan ya da ayrılmayı düşünen çok danışanım var. Aslında her şeyin iç yüzü birazcık bakış açımızla alakalı, zihnimizdeki kalıplarla ilgili, farkındalığımızla alakalı. Dediğim gibi o küçük egolarımızla hareket etmesek, kadınlarla iş birliği yapsak uzun vadede kazanmış oluruz, güçlenir. Engelliler arasında da aynı durum söz konusu. Engelli sivil toplum kuruluşları birbirine destek olursa daha güçlü olur. Birbirinin işini kolaylaştırmak yerine engel olan durumlar yaşanıyor. Aynı şey, aynı yapı. Çünkü bakış açısı da aynı.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Kadın sorunlarını çözmek için önce örgütlülük gerekiyor, nereden başlamalıyız?

 

İlknur Peder: Genç kızlarla bunu aslında çokça konuşmak gerekiyor. Onların zihninde bu konuda bir alan oluşturmak lazım. Ben bunu çok önemsiyorum. Çünkü sonuçta artık bizler belli yaşa geldik. Önemli olan, henüz yolun başında kendine bir kariyer planlamaya çalışan, hayatında yön çizmeye çalışan genç kızlar. Hepimiz kendi içinde bulunduğumuz alanda, konumda bu çabayı gösterirsek ne kadar tohum atabilirsek ne kadarı tutarsa o kadar iyi. Biz mayayı çalacağız, bakacağız.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Birçok insanın yılgınlığa kapıldığı anda sen mücadeleyi sürdürüyorsun. Dışarı çıkman bile çok zor olduğu halde çalışıyorsun. Bu durum çalışkanlık konusunda iyi bir örnek sayılır.

 

İlknur Peder: Ben de bazen pes ediyorum. Ben de çok yoruluyorum. Hiç kolay değil şuraya gelirken bile neler çektiğimi gördün az önce fiziksel erişilebilirlikle alakalı. Her an böyle. İzmir'de sokağa çıktım deyip bunları yaşıyorum çünkü ben maalesef ki. Olayın sosyal tarafını, psikolojik tarafını bir kenara koyalım. Daha biz fiziksel engeli aşamadık yani. Anlatabiliyor muyum? Öyle olunca da hakikaten hep bir çaba içinde olmak zorundasın. Hep bir sinir, sabır savaşı içinde olmak zorunda kalıyorsun. Ben de bazen pes ediyorum. Yeter artık, kimsenin bir şey anladığı yok. Uğraşıyoruz, yıllardır her yerde diyebiliyorum. Ben unuttum sayısını katıldığım programların, konuşmalarımın sayısını gerçekten bilmiyorum. O zaman kendime biraz izin veriyorum, dinleniyorum. Mağarama çekiliyorum. Yaralarımı sarıyorum. Sonra diyorum ki ‘Hala yaşıyoruz. Henüz enerjimiz var. Sağlığımız da idare ediyorsa izin veriyorsa eğer sözün yettiği, aklımın yettiği, gücümün yettiği yere kadar mücadeleye devam’ diyorum.

 

İşte İnsandan Haber Var dizisinin aktivist psikolog konuğu İlknur Peder ile röportajımız

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Mesaj bölümüne gelirsek burada kadınlara, genç kızlara, seninle aynı sorunları yaşayanlara bir şey söylemek ister misin? Veya bu sorunları hiç yaşamayanlara, arkasını dönüp gidenlere bir mesaj vermek ister misin?

 

İlknur Peder: açıkçası ben mesaj vermeyi sevmiyorum. Almak isteyen alır. Anlayana sivrisinek saz anlamayan davul zurna az. Herkesin hayatında dezavantajlar var. Dezavantajın farklı da olabilir yani engellilik dediğimiz tabirle bir dezavantajı yoktur da başka hayatın içinde farklı bir dezavantajı vardır ekonomik dezavantajı vardır ya da sosyal engellidir. Yani her türlü engel var memlekette. Bunları yaşıyor olabilir. Ama bakacağız ve diyeceğiz ki ‘ya bir dakika. Pes ettiğimiz zaman çürüyoruz, depresyona giriyoruz. Umutsuzlaşıyoruz. Öyle yapacağımıza işte böyle bir hayatımızın bir yerinde minik minik her zaman bir mücadele olsun yani. Bak bugün biz seninle buradayız. Biz tohum ekiyoruz şu anda. Ne güzel. Harika sonuçlar mı elde edeceğiz? Yok ama en azından elimizden geleni yapmış olacağız. Önemli olan ben bu diye düşünüyorum. Yolda olmak. Sonuca varamayabilirsin. Ama yolda olanların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hani bir şeyi vardır bilir misin? Bir kıssa vardır. Karınca Hacca gidiyormuş, yola çıkmış ‘Nereye gidiyorsun?’ demişler. ‘Kabe'ye gideceğim’ demiş. ‘Ya sen bu ayakla bu yola nasıl gideceksin o kadar yola? Mümkün mü? Yolda ölürsün’ demişler. ‘Olsun yolda ölmüş olurum’  demiş.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Son olarak yeni projeni anlatır mısın?

 

İlknur Peder: Biz yeni bir dernek kurduk. Girişimci Engelli İş İnsanları Derneği. Küçük de olsa kendi işini kurmaya çalışan, bir şeyler yapmaya çalışan engellilerin çoğalması ve güçlenmesini çok önemsiyorum. Henüz bebek bir dernek. Girişimci olmaya çalışan engellinin de desteğe ihtiyacı var. Ona verilecek küçük destekler de aslında bu tarz insanların hayatını kolaylaştıracak.

 

Efsun Erbalaban Yılmaz: Çok teşekkür ederim geldiğin için. Böyle güzel güzel konuştuğun için. Gerçekten bir psikologla konuştuğumu hissediyorum. İyi ki varsın umut veriyorsun

 

İlknur Peder: Ben teşekkür ederim seninle röportaj yapmak her zaman çok keyifli.

 

 

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapılmamış.İlk yorum yapan sen ol...

Yorum Yap

Bu Alan Boş Bırakılamaz
Bu Alan Boş Bırakılamaz
Yorum Yapma Şartlarını Kabul Etmediniz