Furma mı? Hurma mı?
Doğanın insanlığa en güzel armağanlarından biri olan dalında olgunlaşan tek zeytin türü furma için dünyada ilk kez Karaburun Furma Festivali düzenlendi. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın çabaları ile furma üretim merkezi Eğlenhoca mahallesinde düzenlenen bu festivalin ismi tartışma konusu oldu. Doğrusunun “Hurma” olduğunu yerel ağızda bunun furmaya dönüştüğü iddiaları yer aldı.
- | Son Güncelleme:
- | Egeli Gazete
Doğanın insanlığa en güzel armağanlarından biri olan dalında olgunlaşan tek zeytin türü furma için dünyada ilk kez Karaburun Furma Festivali düzenlendi. Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın çabaları ile furma üretim merkezi Eğlenhoca mahallesinde düzenlenen bu festivalin ismi tartışma konusu oldu. Doğrusunun “Hurma” olduğunu yerel ağızda bunun furmaya dönüştüğü iddiaları yer aldı.
Baştan söyleyelim ki doğrusu “Furma” bu doğan eşsiz armağanının. Neden furma? Furma sadece Karaburun’da en çok da Eğlenhoca Mahallesi’nde yetişiyor. Poyraz dediğimiz sert kuzey rüzgarları ile denizden karaya ulaşan serpinti bu zeytin türünü ağaçta olgunlaştırıyor. Furmanın oluşması için erkence adı verilen zeytin ağacı türü gerekiyor. Erkence zeytin kabuğu en ince olan zeytin türüdür diğer kalın kabuklu zeytin türleri furma yapmaz.
Furmanın oluşması için diğer önemli etkenler toprağın ve havanın nemlidir. Furma rekoltesi her yıl aynı olmaz çünkü tüm bu şartların oluşması ve zeytin tanesi üzerinde phaoma olivea adı verilen yararlı bir mantarın oluşması gerekir. Furma tanesi üzerindeki küllü görüntünün nedeni de bu mantardır. Deniz, toprak ve hava zeytin tanesine vurur ve Yarımadalılar buna vurma yani furma derler. Yörük kökenli Karaburunlular “V” harfini günlük konuşmada “F” harfi ile seslendirirler. Eğer adı Hurma olsaydı yerel söyleyişte “Urma” olurdu. Şöyle bir örnek vereyim sizlere:
Bu yörede Hüseyin “Üsen”, Hasan “Asan”, İbrahim “İbiram” olarak söylenir. H harfi konuşurken yutulur. Eğer bu zeytinin adı hurma olsaydı halk otomatik olarak “Urma” derdi, furma değil.
Karaburun Yarımadası Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Urla, Seferihisar, Çeşme’yi içine alır.
Haritada İzmir’e baktığınızda gördüğünüz horoz ibiği bu yarımadadır. Yarımada’nın kuzey rüzgarlarına maruz kalan yüzü Karaburun’dur bu rüzgarın oluşturduğu nem, erkence zeytinin ince kabuğu zeytinin dalında olgunlaşmasını sağlar. Güzelbahçe ve Urla hatta Çeşme’de de bu zeytin türüne rastlanır ancak Karaburun kadar fazla ürün alınmaz.
Girit kökenliler ve hurma
Bu zeytin türünü yapan Girit’te de bir başka ağaç türü vardır ve çok az miktarda üretilen bu zeytine Girit halkının büyük bölümünün kökenlerinin Arabistan ve özellikle Libya’dan göç edenlerden oluşması nedeniyle orada bıraktıkları hurmaya benzettikleri için adına hurma demişler. Yarımada’nın Girit kökenlileri de buna hurma demeye devam ederler. Hurma ve furma isimlerinin birbirine bu kadar benzemesi de ortaya isim karışıklığını çıkarmış.
Raflara çıkarılması gerekir
Furma üretimi Karaburun’da tahmini 100- 150 tona kadar ulaşmakta ancak İzmir’den ileriye taşınamamaktadır. Bu sofralık zeytin türü hiçbir salamura işleminden geçmeden olgunlaşırken ne yazık ki uzun süre korunması için sonradan tuzlanmakta ve tüm besleyiciliği ve şifası ortadan kalkıyor. Ne yazık ki doğanın en büyük armağanı bu zeytin türünün özelliğini koruyacak ambalajlama henüz yapılamıyor ve ürün raflara taşınamadan taze olarak tüketilmeye çalışılıyor.
Oysa bu zeytinin üzerindeki mantarın beslenme ve insan vücudu için yararlarını saysak bitiremeyiz.
Belediye Başkanı Kararlı
Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan furmaya öyle bir sahip çıkmış ki ben çok heyecanlandım.
Önce adının furma olduğunu ardından bu ürünü coğrafi ürün tescili ile kayıt altına almaya kararlı.
Başkan Erdoğan bu ürünü ambalajlanarak hem raflara taşımak hem de ihraç etmek için büyük çaba harcıyor. Kooperatifleşmeyi desteklemek, ürünü ambalajlamak için köylüyle birlikte omuz omuza çalışıyor. Bu kadar kararlı bir Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın bunu başaracağından benim hiç şüphem yok. Ben festivaldeki panelde yaptığım konutlarda da belirttiğim gibi furmanın hak ettiği değeri bulması ve bu ürünün dünyaya açılması için yerel yönetime ve hemşerilerime gönüllü katkılarımı sunmaya hazırım.
Son olarak: Biz yarımadalılar hurmaya hurma, furmaya da furma deriz.
YORUMLAR
Yorum Yap